DÜNYAMA RENK KATANLAR

13 Ocak 2010 Çarşamba

Tüketici Hakları (Genel Bilgi)


 




AYIPLI MAL VE HİZMETLERDE HAKLARIMIZ VE HAK ARAMA YOLLARI 
AYIPLI MAL VE HİZMETLERDE
HAKLARIMIZ VE HAK ARAMA YOLLARI 
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da yer alan ayıplı mal ve hizmetler ile ayıplı mal ve hizmetlerden dolayı kimlerin sorumlu olduğu, ayıp çeşitleri, haklarımız, hak arama yolları ve yerleri aşağıda belirtilmiştir.
AYIPLI MAL VE HİZMET İLE İLGİLİ TANIMLAR 
Bir malın satıcısı tarafından bildirilen veya o malın ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilanlarında, standardında, teknik düzenlemesinde yer alan özelliklere uygun olmaması “Ayıplı Mal” olarak kabul edilir.
Bir hizmetin sağlayıcısı tarafından bildirilen veya o hizmetin tanıtımında belirtilen ya da o hizmetin reklam ve ilanlarında, standardında, teknik düzenlenmesinde yer alan özelliklere uyulmaması ya da hizmetin sağlayıcısı tarafından verilen sözlerin yerine getirilmemesi “Ayıplı Hizmet” demektir.
Tüketici, satın aldığı bir mal veya hizmetten beklediği yararı göremiyorsa ya da o mal ve hizmette bir kusur varsa o mal ya da hizmet ayıplıdır.
Malın değerini veya kullanımından umulan yararları azaltan her çeşit eksiklik o malın ayıplı olduğunu gösterir. Bir hizmetten beklenen yararları azaltan her çeşit eksiklik o hizmetin ayıplı olduğunu ortaya koyar.
AYIPLI MAL VE HİZMETLERDEN SORUMLULUK
Ayıplı Maldan Dolayı Sorumluluk : Ayıplı malın imalatçısı-üreticisi, ithalatçısı, satıcısı, bayisi, acentesi ve belirli marka bir mal satın alınması şartına bağlı olarak kredi verenler ayıplı maldan ve ayıplı malın neden olduğu her çeşit zarardan ve tüketicinin seçimlilik haklarından dolayı tüketiciye karşı zincirleme sorumludur.
Ayıplı Hizmetten Dolayı Sorumluluk: Ayıplı hizmetin sağlayıcısı, bayisi, acentesi ve bir hizmet satın alınması şartına bağlı olarak kredi verenler ayıplı hizmetten ve ayıplı hizmetin neden olduğu her çeşit zarardan ve tüketicinin seçimlilik haklarından dolayı tüketiciye karşı zincirleme sorumludur.
Ayıplı Mal Ya Da Hizmetin Neden Olduğu Zarardan Sorumluluk :
Tüketici, seçimlik haklarından birisi ile birlikte ayıplı malın veya hizmetin neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan durumlarda malın imalatçısı-üreticisinden veya hizmetin sağlayıcısından, bayisinden, acentesinden tazminat isteme hakkına sahiptir.
Ayıplı mal ve hizmetlerin neden olduğu zararlardan dolayı hak arama süresi 3 yıldır.
Satılan malın ya da hizmetin ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Ayıplı olduğu bilinerek satın alınan mal ya da hizmetlerde bu sorumluluk yoktur.
Ayıplı olarak satılan mallarda, satışa sunulacak ayıplı mal üzerine ya da ambalajına, imalatçı veya satıcı tarafından tüketicinin kolaylıkla okuyabileceği şekilde “özürlüdür” ibaresini içeren bir etiket konulması zorunludur.
İmalatçı veya satıcı bilerek ayıplı mal satabilirler. Ancak, ayıplı mal satışının belirli koşulları vardır. Yalnızca ayıplı mal satılan yerlerde bir kat veya reyon gibi bir bölümün sürekli olarak ayıplı mal satışına, tüketicinin bilebileceği şekilde tahsis edilmiş yerlerde bu etiketin konulma zorunluluğu yoktur. Malın ayıplı olduğu hususu, tüketiciye verilen fatura, fiş veya satış belgesi üzerinde gösterilir.
Güvenli olmayan mallar, piyasada “özürlüdür” etiketiyle dahi satılamaz.
AYIPLI MAL VE HİZMETLERDEN DOLAYI HAKLARIMIZ 
1) Satın alınan mala veya hizmete ödenen bedelin istenilmesi hakkı (Bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme hakkı)
2) Malın ayıpsız olan bir yenisiyle değiştirilmesi ya da hizmetin yeniden görülmesi hakkı
3) Malın ücretsiz olarak onarımını isteme hakkı
4) Ayıp oranında bedel indirimi isteme hakkı
Tüketiciler, bu haklardan birisini tercih edebilir. Satıcı veya sağlayıcı tüketicinin bu isteğini yerine getirmekle yükümlüdür.
MAL VE HİZMETLERDE AYIP ÇEŞİTLERİ
Fark Ediliş Ya da Ortaya Çıkış Yönüyle Ayıp Çeşitleri ve Hak Arama Süreleri
Açık Ayıp: Mal ya da hizmetlerde hemen görülebilecek, fark edilebilecek özürler, bozukluklar, eksiklikler, defolar ve kusurlardır. Açık ayıplarda hak arama süresi 30 gündür.
Gizli Ayıp: Mal ve hizmetlerin kullanım süresinde ortaya çıkan ayıplardır. Ancak, bu ayıplar yanlış kullanımdan değil, mal ya da hizmetin özelliğinden, kalitesizliğinden, standarda aykırılığından, imalat ve üretim hatalarından kaynaklanabilecek ayıplardır. Gizli ayıplarda hak arama süresi 2 yıldır. Bu süre konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallarda 5 yıldır. Ancak, ayıp ortaya çıktığında beklemeden ilgili yerlere başvuruda bulunulması gerekmektedir.
Hileli Ayıp : Tüketicilerden hile ile gizlenmiş ya da satıcı veya sağlayıcının ağır kusuru olan mal ve hizmetlerdeki ayıplardır. Hileli ayıplar ne zaman ortaya çıkarsa tüketici hakkını arayabilir.
Niteliği , Niceliği ve Eksiklikleri Yönüyle Ayıp Çeşitleri 
Maddi Ayıplar : Malın bozuk, yırtık, kırık, çatlak, lekeli, sökük olması gibi fiziksel ayıplardır. Teslim edilen malın satılan maldan kalitesinin farklı olması; buzdolabının soğutmaması, halis ceviz denilen mobilyanın çam olması gibi
Hukuki Ayıplar : Maldan yararlanmayı ve onu kullanmayı sınırlandıran hukuki eksikliklerdir. Örneğin; kullanımı yasak olan ilaç ya da bir kimyasal maddenin serbest olduğu belirtilerek satılması; satılan malın satım sırasında hacizli olması gibi
Ekonomik Ayıplar : Tüketicinin maldan beklediği yararlanma ve kullanma olanağını azaltan, kullanma olanağı bulunsa da malın ekonomik değerini düşüren özelliklerdir. Örneğin; az miktarda elektrik tükettiği belirtilen cihazın çok elektrik tüketmesi; az yakıt tükettiği belirtilen otomobilin çok yakıt tüketmesi gibi
AYIPLI MAL VE HİZMETLERDE BAŞVURULACAK YERLER
Ayıplı Mal veya Hizmet Nedeniyle Başvuru Öncelikle Nereye Yapılmalıdır? 
Ayıplı mal veya hizmet nedeniyle, tüketici isteklerinden (haklarından) birini öncelikle satıcıya , sağlayıcıya ya da bayiye, acenteye süresi içerisinde bildirir. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a göre, tüketicinin isteğini firma yerine getirmekle yükümlüdür.
Ayıplı Bir Mal veya Hizmet Nedeniyle Tüketici İlgili Firmalardan Olumsuz Bir Cevap Alırsa, Nerelere Başvuruda Bulunabilir? 
Bu durumda, tüketici, Tüketici Hakları Derneği’ne (THD), Derneğin şubelerine, THD’nin şubeleri yoksa Tüketici Dernekleri Federasyonu’nun (TÜDEF) üyesi olan Tüketici Derneklerine, Kaymakamlıklarda ve Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüklerinde bulunan Tüketici Sorunları İl Hakem Heyetlerine, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğüne, Tüketici Mahkemelerine başvuruda bulunabilir.
Satın alınan mal veya hizmetlerde mutlaka fiş – fatura, sözleşme, garanti kapsamındaki mallar için ise Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca onaylanmış garanti belgesi, Türkçe tanıtma ve kullanma kılavuzu istenmelidir.
Almış olduğunuz yerli ya da ithal malın Türkçe Kullanım Kılavuzu yoksa, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'na şikayet ediyorsunuz. Satan şirkete ürün başına 156 TL ceza veriliyor ve Türkçe kılavuzun da size ulaştırılması sağlanıyor.
Sizler de şikâyetinizi http://www.facebook.com/l/bc56e;www.sanayi.gov.tr adresinden Tüketici Şikayetleri bölümüne bildirin, duyarsız şirketlere gereken cezaların verilmesini sağlayın.
Tüm uğraşlarınıza rağmen ürün veya hizmeti aldığınız işletmeyle sorunu çözemiyorsanız kısa sürede sonuç almak için ikamet ettiğiniz ilçenin kaymakamlığında bulunan tüketici hakem heyetine faturanız ve bir dilekçe ile başvurmanız halinde 1 ay içerisinde % 90 olumlu sonuç alabilirsiniz.

KELEBEK ALFABESİ - BUTTERFLY ALPHABET




Norveç'li fotoğraf sanatçısı Kjell Sandved, 24 yıllık bir çalışmanın ardından kelebek kanatlarındaki desenlerden alfabenin bütün harflerini ve 1'den 9'a bütün rakamları fotoğraflara yansıttı.














Sandved, kelebek kanatlarındaki şekillerin, harfleri andırdığını fark edince, alfabeyi fotoğraflamaya karar vermiş ve ortaya işte bu sanat eseri çıkmış...

















































Smithsonian Enstitüsü Doğa Tarihi Müzesinin tavan arasında, bir köşede eski bir Havana pürosu kutusu egzotik kelebeklerle doluydu. Bir tanesinin kanadının üzerinde gümüşi bir F harfi keşfedileceği günün gelmesi için yıllarca bekledi.







Nihayet 1960 yılında Kjell Sandved in müzeyi ziyaret etmesiyle "o gün" geldi. Sandved daha önce müzik ve sanat konusunda iki ansiklopedi yazmıştı. şimdi de yeni bir araştırma yapıyordu. Müze yöneticisi Sandvel'e çalışmalarını sürdürmesi için bir ofis verdi. Bir gün, kutularla dolu tavan arasında raflarda birşey ararken Sandvel Havana pürosu kutusunu buldu. Ve işte oradaydı... Kelebeğin kanadı üzerindeki gümüşi "F" harfi parıl parıl parlıyordu. Yardımcısı o anı şöyle anlatıyor. "Bu muhteşem dizaynı bir de mikroskopun altında inceledik. Harf öylesine iyi tasarlanmıştı ki büyülenmemek mümkün değildi. Dünya üzerindeki hiçbir kaligraf bu nitelikte bir "F" harfi tasarlayamazdı. Doğa mükemmel harfleri üretiyordu. Bunun üzerine başka harfler de olmalı dedik ve araştırmaya karar verdik." O gün Sandved ve yardımcısının bulduğu bu harf her ikisinin de hayatını değiştirecekti. 







Herşeyden önce ne kelebekler ne de fotoğrafçılık hakkında hiçbirşey bilmiyorlardı. Önce Kjell temel fotoğrafçılığı öğrendi. Makro fotoğraflar çekebilmeyi öğrenmek için iki yılını verdi. Mikroskobun altında binlerce kelebek kanadına baktıktan sonra müzedeki kelebek koleksiyonlarından birşeyler bulmanın imkansız olduğunu anladılar.











Koleksiyoncuların topladığı tüm kelebeklere insan eli değiyordu ve kanatları zedeleniyordu. Onlar da kelebek kanatlarındaki harfleri doğada kelebeklere el sürmeden çekmeye karar verdi. Kjell bu fotoğrafları çekebilmek için özel bir fotoğraf makinası bile tasarlamıştı. Bu arada Kjell in asistanı Barbara bir yıl boyunca dünyadaki kelebek guruplarını araştırmış ve fotoğraflamaya en uygun kelebeklerin Yağmur Ormanları bölgesinde olduğuna karar vermişti. Ama araştırma bitmedi. Bu bölgedeki en doğru alanı bulabilmek için Amazon dan Yeni Gine ye kadar olan bölgedeki tüm bahçeleri, milli parkları araştırdılar. Sonunda aradıkları bölgeyi ve kelebekleri buldular. 







Örneğin A harfi sadece Uzak Doğu ülkelerinden Bhutan'da yaşayan bir kelebek türünün kanatlarında bulunuyor. Z harfini ise Güney Amerika ülkesi Peru'da yaşayan bir kelebek türünde bulmuş.  















Doğadaki tüm dizayn elementleri arasında "O"harfi, yani daire, sıfır ya da göz, en sık rastlanan harfti... 


Özellikle kanadında göz şeklinde bir tasarım olan kelebekler düşmanları bir anda korkutmak için kanatlarını açıyor ve onlara bir çift göz sana bakıyor imajını veriyordu.


 Simetrik olan harfler "C," "D," "I, "L," "M" ve "O" bulması nispeten kolay olan harflerdi. Ama asimetrik olanlar, özellikle, "B," "H," "K," "Q," "T," ve "X," çok zordu. 

























Bu mail Serpi Adınır'dan  
Ümraniye Halk Eğitimin babannesi Nesrin Adınır'a, 
annemden de  bana gönderildi.


Sevgiler




<:))

12 Ocak 2010 Salı

SONSUZ BİR KARANLIĞIN İÇİNDEN DOĞDUM










Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum. 
Işığı gördüm, korktum. 
Ağladım.

Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.
Karanlığı gördüm, korktum.

Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi. ..
Ağladım.

Yaşamayı öğrendim.
Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;
aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu
öğrendim.
 
 Zamanı öğrendim.
 Yarıştım onunla...
 Zamanla yarışılmayacağını,
 zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim...
 
 İnsanı öğrendim.
 Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu...
 Sonra da her insanın içinde
 iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.
 
 Sevmeyi öğrendim.
 Sonra güvenmeyi...
 Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,
 sevginin güvenin sağlam zemin üzerine kurulduğunu
 öğrendim.

 İnsan tenini öğrendim.
 Sonra tenin altnda bir ruh bulunduğunu. ..
 Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.
 
 Evreni öğrendim.
 Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
 Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek gerektiğini öğrendim.

  
 Ekmeği öğrendim.
 Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.
 Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar
 önemli olduğunu öğrendim.
 Okumayı öğrendim.
 Kendime yazıyı öğrettim sonra...
 Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana...
    
 Gitmeyi öğrendim.
 Sonra dayanamayıp dönmeyi...
 Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi...
 
Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta...
Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.
Sonra da asil yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine aydım.
 
 Düşünmeyi öğrendim.
 Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
 Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek
 olduğunu öğrendim. 

 Namusun önemini öğrendim evde...
 Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;
 gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el
 sürmemek olduğunu öğrendim.


Gerçeği öğrendim bir gün...
Ve gerçeğin acı oldugunu...
Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da 
lezzet kattığını öğrendim.
 
Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının 
hayatı tadacağını öğrendim.
 
Ben dostlarımı ne kalbimle nede aklımla severim.
Olur ya ...
Kalp durur ...
Akıl unutur ...
Ben dostlarımı ruhumla severim.
O ne durur, ne de unutur ...
  
MEVLANA





Bu mailde arkadaşım Hayrünisa BAYHAN'dan




Sevgiler.


<:))

11 Ocak 2010 Pazartesi